29 Mart 2012 Perşembe

Çocuklardan Nefret Ediyorum

Çocuk ağlayarak makineyi gösteriyordu. Annesi dediğini yapmayacağını söylemişti.
Ama çocuk son kozunu oynamamıştı.
Çocuk ninesini devreye soktu.
Makineye para atıldı. Rastgele bir şey aşağı indi. Çocuk ödülünü eline aldı.
Peki, Çocuk istediğini almış mıydı?
Hayır.
O meğerse istediği değilmiş.
Allah aşkına 4 yaşında çocuksun. Ne istediğini bilmiyorsun. Ama bu benim istediğim değil diyebiliyorsun.

Son sözümde yolda, belde çocukların en sevimli hallerini görüpte benim de çocuğum olsun diyenlere.
Siktirin gidin.

25 Mart 2012 Pazar

Küçük Bir Mola

Çalışma masam üzerindekiler;

Bir şişe Kolonya
Bir adet Hırgür
Bir adet Pırlanta Ölçüler 2
Bir adet Bir Dinozorun Anıları
Bir adet Netbook
Bir adet Mart Ayı Oyun Düzeni
Bir adet içi boş Küllük
Bir adet Pilot Kalem
Bir adet Thomas Calculus
Bir çok adet Uykusuz/Penguen
Bir rulo Tuvalet Kağıdı(!)
Bir adet Bantlı Oyun Kolu
Bir adet 10 tl Avea Kartı
2 adet Bilgisayar Faresi
Bir koçak Yaz-Boz
Bir adet Çakı
Bir adet Baba Telefonu
2 adet Defter
Ve bir adet Dersten Canı Sıkılan Ahmet.


8 Mart 2012 Perşembe

İnternetsizlik Başa Bela

Önceleri seviniyorsunuz.


Sonraları neden olmadığını kendinize soruyorsunuz.


Sonra bu sorular başkalarına yöneliyor.


Sonra Monopoly oyunu var. Sabahlara kadar oynanan.


Ara ara İnternet'e ulaşan göçler, yurt kaçamakları.


Sonra ortaya bu çıkıyor.








27 Aralık 2011 Salı

Pişmaniye Yemek Sanattır

Önce gözüne kestirirsin.


Yavaşça elini uzatırsın.


Parmaklarınla hissedersin.


Bir bütünü iki parmağının arasına alırsın.


Ağzını çok geniş açarsın.


Elini ağzına yaklaştırırsın.


Pişmaniyeyi ağzına yerleştirirsin.


Püf nokta ağzı kapatabilmek!


Kapattıktan sonra, Let the tükürük bezleri work.



Son olarak, I Love Disiplin Kurulu.




12 Aralık 2011 Pazartesi

Altı Çizili Yazıyı Çok Severim

Altı çizgili blog yazısı görmek herkese nasip olmayabilir.

Okulda yine devamsızlık yüzünden aldığım o mükemmel notlar heba olacak ya onadır üzüntüm.

Evimin Tem manzaralı olması zaman zaman beni korkutuyor.

Plansız yaşamak o kadar kanıma girmiş ki insanlara bir saat sonrasına söz veremiyorum, hayır işim olmasa bile söz veremiyorum. Bir tek Avaz'ın toplantıları ve eğer katılmazsam Zek'in beni kesinlikle öldüreceğini bildiğim Taşoda'yı aksatamıyorum.

30'umdan sonrasını göremeyeceğim düşüncesi bana hem bir yaşama sevinci hem de yaşamama sevinci veriyor.

IAMX'e param olmadığı zamanlarda Türkiye'ye geldiği için hala kızgınım, elim genişlediği zaman kefen parası mahiyetinde IAMX konser parası yapacağım. 

Bilgisayarımın şuanda şarjı bitiyor ama üşeniyorum yan odadan fişini almaya.

Oooo iyice arkadaşımla konuşuyoruma döndü.

Buraya kadar okuduysanız zaten arkadaş olduğumuzu farz edebilirim sanırsam.

Bir köpeğe ters bir bakış attığımdan dolayı karşılıklı kovalaştık.





2 Kasım 2011 Çarşamba

Bir Takım Takımlar

Evden çıkan tek çöpün litrelik kola şişeleri olması beni çok üzüyor.

Şu okulda kaldığım sene kadar Cemaat'te kalsaydım "BBTM" olmuştum amk!

Okullar başladı diye çok seviniyordum, yine istediğimi bulamadım.

Takım çalışması veren hoca'dan nefret ediyorum.

Takım çalışması yerine sınav yapan hoca'dan daha çok nefret ediyorum.

Bjork'ü sevmeyen... devam ettirmek istemiyorum çok liseli oluyor ama Bjork'ü sevmeyen insanda bir sıkıntı vardır.

Safa'yı sevmeyen... yok lan bu şaka da ama Safa'yı da sevmemek zor.

Okuldaki yeni insanlar çok küçük.

Türkçe konuşurken kız sesi, İngilizce konuşurken erkek sesi ile konuşan kız tanıyorum.

Bayan, kız, kadın, dişi tartışmalarından nefret ediyorum.

Röykksopp gibi grup yok.

Röpteşambırım ile Bebek'te waffle yemeğe gittim, güney kapıda kimlik için durduran görevliye bu halimle bana kimlik mi soracaksın dedim. Kimlik sormadı.

Geçen seneki oda arkadaşlarımı istesem bir araya getiremezmişim.






6 Ekim 2011 Perşembe

Sleep! Now!

Gece gece en son ben yatacağım triplerine girdim.
Bunu da ölçtüğüm yer Facebook.
Zaten çok olmayan aklım yazacağım ama son yaptığım iq testine göre bunu demeye hakkım yok.


Öff amma saçmalıyorum.

Sıkıntı Radiohead ile başladı.
Son 3 saattir aralıksız Radiohead çalıyor.

Neyse, 0 online kişi sayısına ulaşınca ben de uyumaya gidecektim.
Kişiler gidip geliyor ama gidip geldikleri için onların kalıcı olmadıklarını biliyordum.
Onlar hep yakın zamanda yatacaklardı.
Ama biri vardı ki hep oradaydı.

Ve sonunda onunla tek başımıza kaldık.
Ben de kendi kendime dedim ki şuna bir oyun oyna.
Çünkü bu bir keloğlan masalı. Onun için bu deyişi kullandım.
Yok aslında oyunda oynamadım.
Açıkça söyledim.
Dedim, gece gece hırs yaptım.
Sen offline olmadan uyumayacağım.
Artık uykusu geldi de yatmaya mı gitti yoksa gece gece bu manyak ile uğraşmayayım diye bana mı offline oldu bilinmez ama online listesinden gitti.

Aha! Victory is mine! diyecek iken birden;


Şimdi onunla yarışıyorum!